Kurumsal Haberler

Türk Kızılay’ın “Kan Bağış Sistemi” Dünyaya Örnek Oluyor

05/11/2019 PAYLAŞ:

Kan hizmetleri alanında Türk halkına daha iyi hizmet ulaştırabilmek için izlenecek yol haritasının masaya yatırıldığı I. Uluslararası Kan Güvenliği ve Hemovijilans Kongresi Antalya’da gerçekleştirildi. Sağlık Bakanlığı, Türk Kızılay, Sağlık Bilimleri Üniversitesi ve 20 ülkeden kan hizmetleriyle ilgili bilimsel alanda çalışan akademisyenlerle birlikte 500 katılımcının yer aldığı kongrenin kök hücre oturumunda Türkök’ün dünya markası olma yönünde ilerlediği görüşü paylaşıldı.
 
Türkiye’de kan bağışıyla ilgili olarak yasa ile yetkilendirilmiş tek kuruluş olan Türk Kızılay,  kanın gönüllü bağışçıdan alınması, test edilmesi, bileşenlerinin hazırlanması, dağıtımı süreçleriyle ilgili uluslararası bilimsel gelişmeleri de yakından takip ediyor. Bu amaçla da Türk Kızılay, Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Alman Kızılhaçı, Hollanda Kan Kuruluşu Sanquin, Avrupa Kan Kuruluşları Denetleme Sistemleri ve Uluslararası Hemovijilans Surveyans Ağı ve bu alanda çalışan akademisyenlerin bilimsel katkılarıyla ilki gerçekleştirilen Uluslararası Kan Güvenliği ve Hemovijilans Kongresi düzenlendi. Bu kongreyle kan güvenliği sistemine ek olarak kanın toplanmasından başlayarak alıcıya verilmesinden sonra takibini de içeren tüm transfüzyon zincirini kapsayan işlemleri içeren hemovijilans kavramı da sürece dahil edilmiş oldu.
 
“2005’te 300 binlerde başlayan kan bağışı sayısı bugün 3 milyona ulaştı”
 
Kök hücre tedavilerinde yenilikler, Plazma tedarik yönetimi, kan bağışçıları ve bağış, kan bankacılığında kalite yönetimi gibi başlıkların ele alındığı kongrede Türk Kızılay’ın güvenli kan temini programının çıtasının her zaman yukarıya çıkararak devam ettiğini söyleyen Türk Kızılay Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık, “O yıllarda radyolarda kan anonsları duyardık. İnsanlar kendi hastaları için kan vermeye koştururlardı. Artık bu manzaralar kalmadı. Bugün Kızılay’ın kan hizmetleri olgusu Türkiye’nin 300 noktasında vatandaşlarımızın her gün bilinçli ve gönüllü bağışlarıyla aldığı o kanlarını Eritrosit, Trombosit ve Plazmaya ayrıştırıyor. Türkiye’nin yaklaşık 1300 hastanesine her gün teslimatını gerçekleştiriyor. Olağanüstü şartlar afetler gibi durumlar için de stoklarımız hazırlıklarımız var. Dolayısıyla 2005’te 300 binlerde başlayan kan bağışı sayısı bugün 3 milyona ulaştı. Bu gerçekten büyük bir başarı. Sadece kan bağışı değil Türkök’le kök hücre bağışı noktasında da Sağlık Bakanlığımızla birlikte çok başarılı bir program uygulanıyor. Türkök, kök hücre bekleyen hastalarımızın bu ihtiyaçlarının karşılanması için başlatılmıştı. Bugün hamdolsun 650 bini aşkın donörümüz sisteme kayıtlı. 300 bin donörümüzün doku tiplemeleri yapılarak uluslararası büyük ağa bildirimi yapıldı. 5000 civarında eşleşme ve 1500’ü aşkın nakil gerçekleştirildi. Dolayısıyla kök hücrede kan bağışları gibi vatandaşlarımızın gönüllü katkılarıyla devam ediyor. Kızılay olarak biz de gönüllülük atmosferini geliştirmeye, insanlardaki kan bağışı ve kök hücre bilincini arttırmaya çalışıyoruz.” ifadesinde bulundu.
 
“Kan alanındaki başarımızı ihtiyaç duyan ülkelere transfer etmeye çalışıyoruz”
 
Avrupa’daki plazma fraksiyonasyon enstitüleri, kan bankacılığı yapan kurumlar, bu kurumları akredite eden üst yapılar, üniversiteler, Alman Kızılhaçı, Hollanda Kızılhaçı gibi paydaş kuruluşlar ve uluslararası üniversitelerden kongreye gelen akademisyenlerin tamamından kan alanındaki başarıya büyük övgü geldiğini dile getiren Kınık, “Kızılay olarak kan alanındaki bu başarıyı buna ihtiyaç duyan diğer ülkelere de transfer etmeye çalışıyoruz. Dolayısıyla hem kan bankacılığı hem de kök hücre, biobankacılık noktasındaki başarımızı Kızılaylar ve Kızılhaçlar aracılığıyla diğer ülkelere de aktarmış oluyoruz.” diye konuştu..
 
“Kan tesliminde drone teknolojisiyle ilgili Ar-Ge yapıyoruz”
 
Daha önce beşer yıl olarak yaptığı stratejik planları onar yıla çıkarıldığını bildiren ve 2020'de bütün paydaşlarla 2030 stratejini hayata geçireceklerini aktaran Kınık, “Bağışçısının sosyolojisini, psikolojisini araştırmamız gerekiyor. Bugün meteorolojik durumla ekonomik durumla bağış eğilimlerinin ilişkisini araştırmamız gerekiyor. Bugünü tespit etmek yetmez; geleceği nasıl tahmin edeceğiz, gelecekteki riskleri nasıl indireceğiz, nasıl bir operasyonel kapasiteye kavuşacağız, bunları ortaya koymamız gerekiyor. Bugün kan tesliminde drone teknolojisinin veya kan güvenliği sisteminin nasıl kullanılacağıyla ilgili Ar-Ge yapıyoruz, bütçe ayırdık. Türkiye'deki belki en güncel ve en yaygın kurumsal otomasyon sistemimizi devreye aldık.” dedi.
 
Deneyimlerini, global bir değere dönüştürmeye gayret ettiklerini dile getiren Kınık, bunların tümü için akademik çalışmaya, izlenebilir sistemler oluşturmaya, kendi kendini geliştiren sistemleri kurmaya mecbur olduklarını söyledi.
 
“Türkiye milli kan ürünü ilaçlarını üretecek”
 
Kongre’de plazma Tedarik Yönetimi oturum başkanlığını da yapan Kınık, dile getiren Kınık, “Plazma fraksiyonasyon ürünlerinin üretilmesi için uluslararası sisteme entegre edilen endüstri standartlarında yeni bir modelin hayata geçirilmesi için planlama yapıldı. Bu fabrikanın kuruluşu ve işletilmesi aşamaları Sağlık Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu, Türk Kızılay ve özel sektörle birlikte yürütülecek. Biz plazmanın tedarik edilmesi kısmını yürüteceğiz. Bu plazmanın ürünleşmesini ise özel sektör yapacak. Üretilen ürünlerin alımını Sosyal Güvenlik Kurumu üstlenirken, bütün bu sistemin regülasyonunu da Sağlık Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı yürütecek. Fabrika için yapılan bir ihale var. Bu ihale çerçevesinde protokoller imzalandı. Kurumlar arasında da çeşitli şartlarda protokoller bulunuyor. Bu çerçevede fabrikanın yapılması için Silivri’de 150 dönümlük bir arazi tahsis edildi. Teknoloji lisanları olan ve mühendislik sağlayacak olan firma tasarımlarını ve bilgi notlarını hazırladı. Bir taraftan da 60 aylık fabrika inşa süreci başladı. Kızılay’ın üzerine düşen vazife ise Avrupa kıstaslarının onaylayacağı bir kalite sürecinden sonra projenin ihtiyaç duyacağı hammaddeyi sağlamak. Daha sonrada ülkemiz inşallah milli ilacımızı üretmiş olacak. Plazma tedarik sürecine İstanbul Kartal’da bulunan bölge kan merkezini pilot bölge seçerek başladık. Kalite süreçleri önümüzdeki Ocak-Şubat ayları döneminde tamamlanacak. Tüm süreçleri tamamladıktan sonra da diğer bölgelerimizde yaygınlaştıracağız. Bu anlamda kan bankacığı, kök hücrenin yanında bizim için yeni bir hikaye olan plazma fraksiyonasyon aracılığıyla da ilaç sektörüne katkıda bulunacağız. Bu anlamda yıllık 500 bin litre plazmayı sektöre vermeyi taahhüt ettik. Bunu fazlasıyla da gerçekleştiriyoruz. Bu projeyle Türkiye milli kan ürünü ilaçlarını üretmiş olacak. İnşallah önümüzdeki yıllarda hayat bulur.” dedi.
 
Kongrede Genel Başkan Kınık’a, Yönetim Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz ile Ercan Tan ve Kan Hizmetleri Genel Müdürü Nurettin Hafızoğlu da eşlik ederken Kan Merkezleri ve Transfüzyon Derneği Genel Sekreteri Uzm. Dr. Nil Banu Pelit, Türk Kan Vakfı Başkanı Prof. Dr. Mahmut Bayık, Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Cem Ar da kongreye katılım sağladı.